“Kendine Has” Güzellikleriyle Bozcaada

Bir adada olmak farklı bir deneyim; bir yandan alabildiğine özgürlük hissi veriyor, zaman zaman da karaya bağınızın olmaması bir sıkışmışlık duygusu yaratıyor. Bozcaada’da olmaksa gerçekten “kendine has” duygular yaşatıyor.

Bozcaada’ya, adanın hemen karşısında kalan Geyikli İskelesi’nden yarım saat süren bir feribot yolculuğu ile geçiliyor. Gestaş tarafından işletilen bu feribot seferleri için biletinizi önceden online olarak almanızı tavsiye ediyorum, böylelikle paradan ve özellikle zamandan tasarruf edebilirsiniz.

Bozcaada’nın belki tek bir sorunu var, o da merkezdeki park yeri bulma sıkıntısı. Arabayla geldiyseniz, ki araba ile adaya gelmenin bence çok büyük avantajları var, merkezde konaklamak yerine adanın görece orta kısımlarında yer alan “bağ evleri”nden birinde konaklamak ideal olacaktır. (Biz Madam Eleni Bağ Evi‘nde konakladık; konumundan, misafirperver yaklaşımlardan ve de kahvaltısından çok memnun kaldık.) Adada her yere arabayla en fazla 20 dakika süren yolculuklarla ulaşabilir olmak özellikle güzelim koyları ve plajları gezerken çok işinize yarayacak…

Bozcaada Kalesi

Bozcaada’yı anlatmaya kalesinden başlamalı. Bozcaada belki küçücük bir ada ama konumunun getirdiği durum nedeniyle tarih sahnesinde büyük roller oynamış. Troya, Osmanlı-Venedik, Çanakkale Savaşları’nda tarihin gidişatının belirlenmesinde aktif bir oyuncu olmuş. Haliyle savaşların eksik olmadığı ada ve civarı için Bozcaada Kalesi‘nin önemi büyükmüş.

Kale,feribotla adaya gelenleri tüm ihtişamı ile karşılıyor; surları ve burçlarıyla günümüze kadar en iyi korunmuş kalelerden biri olduğunu söylemek gerek. Adanın tarihi daha eski de olsa kalenin tarihçesinin Venedikliler döneminde başladığı düşünülüyor. Tabii günümüze gelene kadar birçok kez yıkılıp tekrar yapılmak durumunda kalmış.

Bozcaada Kalesi

Kaleye, daha önce çevresinin suyla kaplı olduğu belli olan hendek üzerindeki kapıdan giriş yapılıyor. Üzerineki kitabeden kapının II.Mahmut döneminde onarım gördüğü anlaşılıyor. Bozcaaada, Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlılar tarafından fethedilince, kale olduğu konuma yeniden kurulmuş. Kapı gibi kale de II.Mahmut döneminde yeniden restore edilmiş.

Kale Kapısı

Kapıdan girince kalenin ana burcu hemen karşınızda beliriyor. Bununla beraber kalenin 8 adet burcu bulunuyor. Surlar içinde iç kalenin ve burçların seyrine doyum olmuyor. İskele tarafında bir de deniz kapısı bulunuyor, zamanında bu kapı da oldukça aktif olarak kullanılıyormuş.

Surların içinden İç Kale

Yukarı doğru çıktığınızda güzel mimarisiyle dikkatinizi çekecek kemerli kapılardan geçiyorsunuz. İç kaleye girmeden önceki açıklıkta Fatih döneminde yaptırılan bir cami bulunuyormuş, kalıntılarını görebiliyorsunuz. Kalenin kuzey tarafında kayalıklar doğal koruma sağladığından, surlar daha alçak yapılmış. Bu kısımdan Salhane ve Yel Değirmenleri’ni seyretmek ayrı bir görsel şölen…

Kaleden Bozcaada

İç kaleye geçtiğinizde cephanelikten kalanlar, eski Türk ve Rum mezarları gibi görülecek birçok şey var. Ama tabii bunlardan en heyecan vereni surlara tırmanıp ana burca çıkmak, korumasız merdivenler bu çabaya ekstra adrenalin katıyor 🙂 Surlarda her cephe ayrı güzel manzaralara sahip, tadını doya doya çıkarmak gerek…

İç Kale’den Kalanlar

Kaleden çıkınca ön tarafındaki küçük meydanda hediyelik eşya dükkanları var. Bu dükkanlarda adaya özgü güzel hatıralıklar bulabilirsiniz. Biraz daha ilerleyince karşınıza ulu bir çınar ve şirin bir kafe çıkacak. Çınaraltı Kafe, çay-kahve ve kurabiye keyfi yapıp gölge altında soluklanmak için ideal. Adanın en ünlü mekanlarından biri ve belirli saatlerde çok kalabalık olabiliyor, hatırlatmakta fayda var.

Rum Mahallesi

Kalenin arka tarafına doğru yer alan Rum Mahallesi, birbirine paralel ve dik şekilde ilerleyen şirin sokaklarıyla adada en keyifle gezilecek kısımların başında geliyor. Adanın en kadim yerleşimlerinin bulunduğu bu mahallede her sokakta ayrı bir güzellik saklı. Gezmeye başladığınız andan itibaren sizi büyüleyip kendine daha da çekecek bu sokaklarda ayaklarınız sizi kendiliğinden mahallenin kalbinde yer alan Meryem Ana Kilisesi‘ne götürecektir. Asıl ismi Kimisis Teodoku Ortodoks Kilisesi olan bu yapının geçmişinin Venedikliler’e kadar gittiği rivayet ediliyor. Sade güzelliğe sahip 23 metrelik çan kulesi, kilisenin alemet-i ferikası…

Meryem Ana Kilisesi ve Çan Kulesi

Kilisenin hemen karşısında kahve molası vermek için şirin bir kafe var: Madamın Kahvesi. Özellikle “kendine has aroması” Ada Esintisi’ni mutlaka denemenizi tavsiye ediyorum. Kahvelerinizi yudumlarken hemen yakınlardaki Çiçek Pastane ve Fırını’ndan alacağanız nefis bademli ve damla sakızlı kurabiyeler keyfinize keyif katacaktır 🙂

Rum Mahallesi’nde sokaklar ve konaklar-1

Rum Mahallesi sokaklarında gezerken sıkılmanız olası değil. Tarihi şirin sokaklarda, güzel konaklar arasında müthiş kareler yakalayacaksınız ve burada geçirdiğiniz zamanın bir anından bile pişman olmayacaksınız…

Rum Mahallesi’nde sokaklar ve konaklar-2
Rum Mahallesi’nde sokaklar ve konaklar-3

Bu sokaklar aynı zamanda bir açık hava sanat galerisi. Şöyle ki; sokaklar arasında dolaşırken eski evlerin duvarlarına yapılmış birbirinden güzel birçok resim karşınızda beliriyor. Bunlardan bazısı o duvarın konağında işletilen pansiyonu simgeleyen şirin bir görsel, bazısı da Bozcaada’yı betimleyen şahane bir resim. Siz siz olun bu sokakları gezerken gözünüzü dört açın, tek bir şey bile kaçırmayın…

Rum Mahallesi’nde Sanat Galerileri
Duvarlardaki resimlere dikkat 🙂

Rum Mahallesi’nin geçmişteki en ihtişamlı binası, günümüzde çok özel bir müzeye ev sahipliği yapıyor: Bozcaada Yerel Tarih Müzesi. Burada sergilenen malzemeler koleksiyoner Hakan Gürüney tarafından oluşturulmuş ve müze 2005 yılında açılmış. Müzeye girince bizzat Hakan Gürüney tarafından karşılanıyor ve gezdiriliyorsunuz. Girişte sağdaki odada ada tarihçesini, kasabaya ait eski fotoğrafları ve müze binasının eski ihtişamlı mimarisini görebiliyorsunuz.

Bozcaada Yerel Tarih Müzesi
Müzede adadan tarihi fotoğraflar

Müzede neler yok ki… Yerel ailelere ait bilgiler, eski evlerden bazı malzemeler, özel koleksiyonlar, antika eşyalar ve daha neler neler… Özellikle alt katta sergilenen kadim ada esnafına ait nostaljik malzemeler sizi çok eskilere götürecek, zaman tünelinde bir yolculuğa hazır olun. Birkaç örnek vermek gerekirse; sakız & çikolata ambalajları, gazoz şişeleri, traş malzemeleri, çay & oralet kutuları, meyhane takımları… Bu liste böyle uzayıp gidiyor 🙂

Bozcaada Yerel Şarap Şişeleri Koleksiyonu

Bozcaada malum şarapları ile de ünlü ve mahallede yer alan şarap imalathaneleri görülecekler listesini daha da kabarık hale getiriyor. Talay ve Ataol Şarapları’na ait imalathaneleri yakından görebilir, alacağınız izinlere de bağlı olarak üretimin inceliklerini detaylı olarak gözlemleyebilirsiniz.

Rum Mahallesi’nde mekanlar, mekanlar…

Son olarak mahallenin belki de en keyifli kısmına, meyhaneleri ve mekanlarına geldik. Mahallede, günün her saati, sabah-öğle-akşam, gidip leziz mezeler ve yemekler eşliğinde birkaç kadeh içebileceğiniz sayısız mekan var. Hangisine giderseniz gidin memnun kalacağanız bir şeyler bulacağanıza inanıyorum. Ama ben özellikle bu mekanlardan birinden, Hasan Tefik Lokantası‘ndan özellikle bahsetmek istiyorum. Zeytinyağlı yemekleri ile öne çıkan bu lokantada kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi gibi bölgenin klasikleşmiş lezzetlerinin yanı sıra; asma yaprağında sardalya, rum böreği ve patlıcan sağaniki gibi özel lezzetleri tadma şansına sahip olacaksınız, ve pişman olmayacaksınız…

Hasan Tefik’te Rum Böreği

Türk Mahallesi

Bozcaada’da 15.Yüzyıl’da Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren kalıcı Türk yerleşimi başlıyor. Türk Mahallesi kalenin karşısına, limanın diğer tarafına doğru kurulmuş. Namazgah Meydanı mahallenin kalbi, Çınar Çeşme Sokak üzerindeki Alaybey Camisi de simgesi. Bu cami adadaki en eski Türk yapılarından biri, yapımı 1700 yılı civarında tamamlanmış. Kırmızı kesme taştan mimariye sahip, içindeki mihrap ve minber ise sade güzellikte. Cami avlusunda 14 tane eski Türk mezarı bulunuyor, ki biri de Osmanlı’da sadrazamlık yapmış ve Kemal Derviş’in büyük dedesi olan Halil Hamit Paşa’ya ait.

Alaybey Camii
Alaybey Camisi’nin içi

Türk Mahallesi’nin sokakları Rum Mahallesi’nden farklı olarak birbirini kesen düz ve dik sokaklar olarak ilerlemiyor, kıvrımlara sahip. (Buna sebep olarak zamanında evlerin haremlik – selamlık olmak üzere 2 ayrı kapısı olması ve kıvrımların bu kapıların birbirinin görüş alanını gizlemesi diye bir görüş var, doğru mudur bilemiyorum).

Türk Mahallesi’nden Sokaklar – 1

Mahallenin birkaç simge mekanı var ki belirtmeden geçmek olmaz. Bunlardan ilki Veli Dede, eski tip Türk kahvelerine en güzel örneklerinden biri. Adanın en eski esnaflarından olan Veli Dede günümüzde oldukça ünlü, zincir marketlerde aynı isimle Türk Kahvesi markası paket olarak satılıyor (Kurukahveci Mehmet Efendi gibi). Kahvenin yanında adanın ünlü kurabiyelerini tatmak için de uğranılması gereken mekanlardan biri.

Türk Mahallesi’nden Sokaklar – 2

Mahalledeki simge mekanlardan bir diğeri Bozcaada Kitapçısı. Girişindeki “zaman zaman kapalı” ibaresi hem gülümsetiyor, hem de kanımca hayatın akışında her şeye hemen ulaşma isteğinin lüzumsuzluğuna vurucu bir hatırlatma niteliğinde. Kitapçı özellikle Bozcaada’yla ilgili kitaplar bulmak için ideal, yerli-yabancı yayınlar açısından da farklı şeyler (özellikle daha eski yıllara ait) bulabiliyorsunuz. Kredi kartı geçmiyor aklınızda olsun.

Köprülü Mehmet Paşa Camii

Kitapçıdan limana doğru inerken güzel ve tarihi sokaklar arasında bir diğer Osmanlı yapısı Köprülü Mehmet Paşa Camii bulunuyor. Ada halkı tarafından Yalı Camii olarak da anılan bu camii 17.Yüzyıl’da inşa edilmiş.

Limandan Kale

İskeleye doğru indiğinizde birbirinden çekici balık restoranları ve tavernaları göreceksiniz. Bunlardan birinde, karşınızda güzel ışıklandırmasıyla kale manzarası eşliğinde güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz.

Rengarenk Reçel Tezgahları

Bozcaada reçelleriyle de çok meşhur, bunu adada kaldığınız otel veya bağ evinde yapacağınız kahvaltılarda da muhtemelen göreceksiniz. Ayrıca Türk Mahallesi tarafında gezerken çok sayıda rengarenk reçel tezgahları da dikkatinizi çekecek. Bu tezgahları akşam görmenizi özellikle tavsiye ediyorum. Ünlü domates reçelinden portakal kabuğuna, gelincik otundan kabak reçeline, karpuz kabuğundan nar reçeli ve daha sayamayacağım birçok farklı çeşidiyle reçel kavanozlarının renk cümbüşü baştan çıkarıcı güzellikte, tabii reçellerin lezzeti de 🙂

Salhane & Yel Değirmenleri

Kale ile Rum Mahallesi arasından inen yolda düz devam edince, kalenin arka tarafını karşıdan gören Salhane‘ye ulaşılıyor. Burası Bozcaada’nın özel yerlerinden biri. Gündüzleri muhteşem kale manzarası eşliğinde denize girme imkanı sunan merkezi bir plajken, akşamları adanın eğlence merkezine dönüşüyor. Aynı zamanda adadaki konserlere, gösterilere ve özel toplantılara ev sahipliği yapıyor.

Salhane’de sabah…
Salhane’den Kale manzarası

Salhane’den yukarı doğru çıkan sokaklardan yürüyünce kasabanın hemen çıkışındaki otoparka, daha sonra da yapılmış özel yürüyüş yoluyla beraber Yel Değirmenleri‘ne çıkılıyor.

Yel Değirmeni ve Kale…

Rüzgarıyla ünlü adada, yel değirmenleri de geçmişte çok aktif kullanılıyormuş. Teknolojinin getirdiği farklılıklarla değirmenler zamanla kullanılmamaya başlanmış ve atıl duruma düşmüş. Mevcuttaki 3 yel değirmeni, bu konumda daha önce bulunan tarihi değirmenleri simgelemek ve hatırlatmak amacıyla 2019 yılında Bozcaada Kaymakamlığı tarafından yaptırılmış.

Yel Değirmenleri…

Bozcaada’ya yukarıdan bakıp müthiş manzaralar görme imkanı veren konumu ile yel değirmenlerini ziyaret etmeye mutlaka vakit ayrılmalı. Yolu belki biraz meşakatli ama buna değiyor. Adayı, kaleyi, denizi, Anadolu kıyılarını ve civardaki adaları keyifle izlerken yel değirmenleri eşliğinde muhteşem kareler yakalayabiliyorsunuz…

Yeldeğirmenlerinden Bozcaada

Koylar

Gelelim en heyecan veren kısma, Bozcaada’nın birbirinden güzel koylarına 🙂 Bakirliği, doğallığı, sularının berraklığı ile nefes kesen güzellikteki Bozcaada koyları, tesissizliğiyle konfor alanından çıkmak ve güzelliklere ulaşmak için çaba sarf etmenin değerini hatırlatmak gibi farklı fırsatlar da sunuyor…

Adada birbiriyle yarışır güzellikte birçok koy var ve tamamına arabayla ulaşım sağlanabiliyor. (Arabayla gelmediyseniz merkezden kalkan minibüslerle de gidiliyor). Bozcaada’da araba olması özellikle plajlara ulaşım ve hareket kabiliyeti açısından çok avantajlı. Çoğunda tesisin olmadığı bu güzel plajlarda lojistik (sandalye, yiyecek, içecek, deniz malzemeleri vb.) açısından da büyük kolaylık sağlıyor.

1-Ayazma Plajı

Ayazma Plajı adanın güneyinde yer alan plajlardan biri ve en meşhuru. Ve tabii adada tesis bulunan ender plajlardan biri. Şezlong ve şemsiye kiralayıp duş imkanı bulabileceğiniz, civardaki kafe ve restoranlarda da bir şeyler yiyip içebileceğiniz Ayazma Plajı, çok da güzel bir kumsala sahip. Suyu tertemiz ve içinizi titretecek kadar soğuk, ama zamanla alışıyorsunuz 🙂 Diğer koylarla kıyaslandığında oldukça kalabalık ki durumun bunaltıcı boyutlara varabildiğini söylemeliyim.

Ayazma Plajı

Ayazma’dan bahsederken “Vahit’in Yeri“ne ayrı bir parantez açmak gerek. Ayazma Plajı’nın hemen yukarısında bulunan bu restoranda meze çeşitliliği ve lezzetler bir harika. Adadayken 100’den fazla mezenin bulunduğu bu restoranda en az bir kez yemek yemelisiniz. Özellikle akşamları rezervasyonsuz yer bulmak hemen hemen imkansız, hayal kırıklığı yaşamamak için önceden planlama yapmakta fayda var.

2-Akvaryum Koyu

Ayazma’dan sonra adını en sık duyacağanız koylardan biri olan Akvaryum Koyu, adanın gözbebeği kumsallarından biri. Bozcaada’nın güney doğu sahillerinde kalan bu koy aslında küçük bir yarımadanın her iki yan tarafındaki iki küçük koycuktan oluşuyor. Bu iki koydan karadan bakıldığında sol taraftaki koy çok daha fazla rağbet görüyor.

Akvaryum Koyu’nun balıkların gözle bile görülebildiği temizliği ve doğallığıyla adının hakkını verdiğini söylemek gerek. Tesisin olmadığı koyda fark yaratan bir uygulama öne çıkıyor; koyda sürekli bulunan bir yüzen market yiyecek-içeceğin yanı sıra şemsiye, yüzme ekipmanları tedarik imkanı ile koyda geçireceğiniz zamanı daha konforlu ve sürdürülebilir hale getiriyor.

Akvaryum Koyu – Yüzen Market
Akvaryum Koyu – İki Koy

3-Ayana Koyu

Ayana Koyu, Akvaryum Koyu’na çok yakın. Nedense diğer koylara göre biraz daha az tercih edilen ve bilinen bir koy ama açıkçası bizim favorimiz oldu. Her şeyden önce çok tenha, kalabalıktan uzakta kafa dinlemek için bire bir. Ayrıca, plajın 40-50 metre kadar önündeki kayalıkların yarattığı etki ile Akvaryum Koyu’ndan daha zengin su altı zenginliğine sahip olduğunu söylemeliyim. Tek handikapı, önündeki kayalıklarda ve yakın kısımlarda deniz kestanesi olması. Gözlüksüz ve deniz ayakkabası olmadan yaklaşmanızı tavsiye etmiyorum ama o kadar adrenaline de değiyor kuşkunuz olmasın…

Ayana Koyu

4-Beylik Koyu

Sırada Beylik Koyu var. Ayazma ile Ayana arasında yer alan Beylik Koyu da diğer koylar gibi çok güzel bir kumsala sahip ve tabi ki tesis yok 🙂 Burası 3-4 yıl önce, koyda karaya oturan bir geminin görüntüsü ile daha bir ünlü olmuş. Gemi bir süre koyda kurtarılmadan durmuş ve koyda yüzmeye gelenler için değişik bir deneyim yaşatmış. 2 yıl önce geminin koydan kaldırıldığını ve şu an plajda böyle bir gemi olmadığı hatırlatmak istiyorum. Ama yine de Beylik’de de yüzmelisiz, diğer koylar gibi denizi tertemiz, berrak ve biraz daha sıcak 🙂

Beylik Koyu

5-Habbele Plajı

Adanın güney doğu sahillerinde yer alan Habbele Plajı, tesis imkanı bulacağınız ender plajlardan biri. Habbele’nin öne çıkan tarafı, sahilindeki beyaz kayaların yarattığı kendine has görüntüsü ve adada gün batımı izlemek için en uygun plajlardan biri olması. Her ne kadar denize girilen kısımları biraz taşlık veya kayalık olabilse de, birkaç metre ilerledikçe zeminde muhteşem kum ile karşılaşıyorsunuz (taşlık kısımda önceden oluşturulmuş ince yolları keşfederseniz o kısmı çok kolay aşmak da mümkün oluyor:)).

Habbele Plajı-1
Habbele Plajı – Taşlardan arındırılmış ince yol (sağda)

6-Tuzburnu Koyu

Adanın güney doğu kısmında bulunan Tuzburnu Koyu, yakınlarındaki Ataol Beach ile beraber tesis bulunan bir koy. Diğer koylara kıyasla doğal güzelliği bir nebze daha düşük seviyede diyebilirim ama Bozcaada’sınız ne kadar kötü olabilir ki…

Tuzburnu Koyu

7-Çayır Koyu

Adanın kuzeyinde yer alan tek koy olan Çayır Koyu, uzunca bir kumsala sahip. Bozcaada zaten rüzgarıyla ünlü, Çayır da diğer koy ve plajlardan farklı olarak rüzgar sörfü imkanına sahip. Koyun doğusundaki Göztepe, adanın en yüksek tepesi konumunda ve adaya yaklaşırken ilk görünen kısmı. Adanın ismindeki bozluğun bu tepeden geldiği söyleniyor.

Çayır Koyu ve Göztepe

Yukarıdakilere ek olarak, Ayazma’nın hemen batısındaki Sulubahçe Plajı, adanın doğu kısmındaki merkeze kıyasla daha yakın olan Poyraz Limanı ve Tekirbahçe Koyları ile yine adanın batı kısmındaki tek plaj olan Polente Feneri’nin yakınındaki Tuzburnu Koyu (diğer Tuzburnu :)) adadaki denize girilebilecek diğer plaj ve koylar. Adada yeterince zamana sahipseniz bu koyların tamamında deniz keyfi yapmayı hedeflemelisiniz…

Gün Batımı

Adanın batı ucunda bulunan Polente Deniz Feneri ve rüzgar güllerinin olduğu bölge gün batımı seyri için en ideal yer. Deniz feneri, rüzgar gülleri, gün batımı ve deniz manzarası seyrine doyum olmayan manzaralar vadediyor. Dolayısıyla bu deneyimi kaçırmak istemeyen çok sayıda ziyaretçiyi de kendine çekiyor. Ancak bizim adada bulunduğumuz dönemde maalesef ülkemizde yaşanan yoğun orman yangınları nedeniyle bu bölge girişe kapatılmıştı. Aynı tadı vermemiş olabilir ama bizim bulduğumuz alternatif, yine adanın batı ucunda rüzgar güllerinin biraz kuzeyinden bulunan “Ova” bölgesinin üzerinden gün batımını izlemek oldu. Kesinlikle muhteşemdi…

Bozcaada’da gün batımı izlemeyi ister romantik bir paylaşım, ister doğal bir görsel şölen, ister ruhunuzu dinlendirecek bir aktivite olarak ele alın ama mutlaka yapın, asla pişman olmayacaksanız…

Bozcaada’da Gün Batımı…

Bütün bu güzelliklerin dışında çok etkileyici bir şey daha var ki Bozcaada’da bahsetmeden olmaz: Adanın mottosu gibi “kendine has” yaşam kültürü… Özetlemek gerekirse; doğallık ve yerellik inanılmaz ön planda. Ranta karşı direnen yaklaşımları örnek teşkil ediyor. Zincir market, restoran, otel yok. Kendi esnafını ayakta tutuyor ve onları birer marka haline getirmiş. Ada halkı, doğa ve çevre dostu uygulamaları yaşam biçimi haline getirmiş (esnaflarda plastik poşet yok mesela). Bunun gibi birçok detay var ki bunları fark ettikçe Bozcaada’ya bir kez daha aşık oluyorsunuz…

Gezi Tarihi: Ağustos 2021

Kitap Önerisi: Rüzgarlı Söylencelerin Adası Tenedos Bozcaada – Bülent Akgezer

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir