Osaka ve Kyoto

Osaka

Yıllar sonra tekrar Japonya’dayız. Daha önce Tokyo‘yu görmüş ve çok sevmiştik. Bu kez Tokyo ve Yokohama’dan sonra Japonya’nın üçüncü büyük şehri olan Osaka’dayız. Burada üç günümüz var ve bu günlerden birini trenle bir saat uzakta olan Kyoto’ya ayırmak isiyoruz. Elbette bu süre hiç yeterli değil, ama elimizden gelenin en iyisini yapacağız 🙂

Osaka’da iki havalimanı var. Okyanus üzerindeki yapay bir adaya inşa edilmiş olan Kansai Havalimanı, aslında sadece Osaka’nın değil tüm Kansai bölgesinin havalimanı. Zaten adı da bölgenin adını taşıyor. Diğeri Itami Havalimanı, Osaka’nın kendi havalimanı denilebilir. Itami, şehre çok daha yakın ancak buradan daha ziyade iç hat uçuşları gerçekleşiyor. Kansai Havalimanı’da dönecek olursak; okyanus üzerine inşa edilmiş bu yapı Japon işi bir teknoloji harikası. Körfeze 21 milyon metre küp toprak doldurularak yapılan havalimanı, 1989 yılında inşa edilmiş. Japon ana karasına bir köprü ile bağlanan havalimanında oldukça büyük bir tren istasyonu var. Yani köprüden otoyolun yanı sıra anakaraya giden demiryolu da mevcut.

Kansai’den şehre trenle gitmek istasyonuna göre 1-1.5 saat kadar sürüyor. Biz daha kuzeydeki Umeda’ya gittiğimiz için 1.5 saat kadar sürdü. Aşağıda Umeda’ya daha detaylı değinileceği üzere bu istasyon birçok tren hattının ve yerin altına kadar uzanan büyük alışveriş merkezlerinin kesişim noktası. Değil yol ve yön bulmak, ana cadde zeminine çıkmak bile başlı başına bir iş 🙂

Osaka, Tokyo’dan daha farklı bir metropol. Kıyasla daha az turistik. Bu şehir Japonya’nın tarihi finans merkezi ve aynı zamanda Japonya’nın gurme yiyecekler başkenti. Osaka’ya turistleri çeken şeyse tabii ki bu ikinci özelliği 🙂

Mido-Suji

Osaka’nın ana caddesi Mido-suji, şehri kuzeyden güneye kesen upuzun bir cadde. Kuzeyde Umeda’dan başlayıp güneyde Namba semtine kadar uzanan bu cadde, modern dönemler öncesi Yodoyabashisuji adı verilen dar bir sokakmış. Osaka’nın modern gelişimi ile beraber büyütülüp genişletilmiş ve günümüzdeki halini almış.

Osaka – Tosahori Nehri

Kentin en canlı semtleri Shinsaibashi ve Dötonbori’yi de kesen Mido-suji, sağlı sollu gökdelenlere ve dünyaca ünlü pahalı markaların mağazalarına ev sahipliği yapıyor. Bu mağazalardan biri de, F1 aracı da dahil olmak üzere farklı modellerin sergilendiği bir Ferrari mağazası. Muhtemelen dünya üzerinde çok az yerde bu kadar Ferrari’yi bir arada görebilirsiniz, meraklılarına duyurulur…

Mido-Suji’de Ferrari showroom

Aslında bu caddenin alamet-i farikası cadde üzerinde sağlı sollu uzanan ginkgo ağaçları. Bu ağaçlar sonbaharda sapsarı renge bürünerek caddeyi büyüleyici bir hale getiriyor. Hatta her yıl Eylül-Ekim aylarında, Mido-suji Geçit Töreni bir insan seli eşliğinde gerçekleştiriliyor. Bizse yaz ayında gerçekleştirdiğimiz gezide, bu ağaçlar üzerinde akşam saatlerinde yapılan görsel ışıklandırmaya razı olduk. Züğürt tesellisi de diyebiliriz.

Mido-suji’de Ginkgo Ağaçları

Dötonbori

Osaka’nın en hareketli mahallesi Dötonbori, doğu-batı yönünde uzanan bir kanalın her iki yakasında uzanıyor. Burada restorantlar, eğlence mekanları, kafeler, barlar, mağazalar ne ararsanız mevcut. Binaların bitişik düzen sıralandığı Dötonbori’de her daim bir sürprizle karşılaşmak mümkün. Örneğin binalar arasında birden karşınıza çıkan ve bir yığın insanın önünde sıraya girdiği bir dönme dolapla karşılaşabiliyorsunuz. Bir noktadan sonra da burada gördüklerinize şaşırmıyorsunuz 🙂

Dotonbori

Dötonbori’nin bir diğer özelliği de hemen hemen her restorantın önüne asılmış büyük ışıklı figürlerin bulunması. Daha çok mekanın menüsündeki yemekleri simgelemek amacıyla konulmuş bu figürler devasa bir boğa, dilimlenmiş etler, bir lamba cini veya bir ahtapot olarak karşınıza çıkabiliyor.

Restorantlardan bahsetmişken mekan önerisinde bulunmanın tam da zamanı. Okonomiyaki Chibo, adını Japonya’nın yöresel yemeği “okonomiyaki”den almış. Okonomiyaki aslında pankek demek. Et, deniz ürünü veya sebze ile hazırlanan pankek üzerine tavada pişirilmiş yumurta ile servis ediliyor. Okonomiyaki dışında Japonların özel bifteği “wagyu”yu da burada deneyebilirsiniz. Seçtiğiniz miktar ve çeşitteki biftek önünüzdeki ocakta pişiriliyor, söylemeye gerek yok çok da lezzetli oluyor. Okonomiyaki Chibo, Dötonbori’deki birçok mekan gibi çok kalabalık olabiliyor, eğer önden rezervasyon yaptırmazsanız biraz beklemeniz gerekebilir.

Japonya’da gençlerin en sevdiği aktivetelerden biri de oyun salonlarına takılmak. Böyle olunca Dötonbori gibi önemli bir merkezde de bir yığın oyun salonu var. Bunlardan birine merak edip uğradık. İçinde yürüyen merdivenlerin bulunduğu küçük bir alışveriş merkezi tadındaki oyun salonu oldukça kalabalıktı. Meraklılarının birkaç saatini ayırabileceği kadar büyük bu oyun salonlarında birbirinden farklı çeşitlerde birçok oyun makinesi bulunuyor.

Dötonbori’de gece

Milenyum kuşağını kasıp kuran Pokemon’un ana vatanındayken bir parantez de ona açalım. Ülkemizde de çok fazla takip edilen ve alıcısı bulunan Pokemon çizgi filmine ait kartlar öyle her yerde bulunmuyor. Sonradan koleksiyonerler için çok değerli olduğunu öğrendiğimiz orjinal Japon kartlarını limitli şekilde satın alabiliyorsunuz (kişi başı maksimum 2 paket). Sanırım bu işin ticarete dökülmesini engellemek istemişler diye düşündük, bu kartların ne kadara alıcı bulduğunu araştırdığımızda bundan emin olduk 🙂

Shinsaibashi-Suji

Mido-suji’ye paralel uzanan Shinsaibashi-Suji Dötonbori’den kuzeye uzanan bir insan selini taşıyor. Kentin alışveriş çılgınlığının kalbi olan bu sokakta bulamayacağınız bir şey olduğunu zannetmiyorum. Hediyelik eşyalar, güzellik malzemeleri, teknoloji ürünleri, yöresel yiyecekler, kıyafetler kısacası her şey mevcut. Japonya’ya gelmişken arıyor olabileceğiniz uzakdoğuya özel matcha çayı, Japonya’ya özel viskiler gibi ürünler burada rahatlıkla bulunabiliyor belirtmeden geçmeyelim.

Shinsaibashi-Suji

Japonya’da nakit para taşımanıza neredeyse hiç gerek olmuyor. Ama bir şekilde ihtiyaç duyarsanız döviz bürosu aramanıza gerek yok. Bunun yerine birçok noktada otomatik “exchange” makineleri göreceksiniz. Bu makinelerde çok kolay bir şekilde döviz bozdurabilirsiniz. (Tabii bu makineler için Türk lirası değil de dolar veya euro bulundurmak gerek.)

Japonya’dan bir diğer not da şu; hemen hemen hiçbir yerde çöp kutusu bulunmuyor. Buna rağmen yerlerde bir tane çöp de yok. Her şey temiz, yerli yerinde. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır…

Hozen-ji Tapınağı

Dötonbori’de bir de tarihi tapınak bulunuyor. Hozen-ji bir budist tapınağı ve geçmişi 1637 yılına kadar uzanıyor. Özellikle doğum yapmak üzere olan kadınlara yardımıyla bilinen bu tapınak, II.Dünya Savaşı’ndaki bombardımanda büyük hasar almış. Hiç hasar görmeyen tek heykel olan Fudö Myöö Heykeli, tamamen yosunlarla kaplı ilginç görünümüyle de oldukça ünlü. Bu heykelin üzerine su dökme ritüelinin iyi şans getirdiğine inanılıyor. Bombardımandan tek kurtulan yapı olmasının da bunda payı olduğunu iddia edebilirim ama kanıtlayamam 🙂

Hozen-ji

Sırada yine bir lezzet önerisi var. Tapınağın hemen bitişiğindeki Chojiro Hozenji Flagship Store, suşinin anavatanına gelmişken suşinin sonuna kadar tadına varabileceğiniz bir yer. Burada bara oturmakta fayda var; çünkü aşçıların hazırladığı suşi tabakları önünüzdeki konveyörde dönüyor ve istediğinizi seçebiliyorsunuz. Her tabağın bir rengi, renklerin de ayrı ayrı fiyatları var. Sonunda her renk tabaktan kaç tane yediğinizi sayıyorlar ve hesabı öyle ödüyorsunuz. Her kuruşuna değecek bir deneyim, emin olabilirsiniz…

Chojiro Hozenji Flagship Store’da önünüzde dönen suşi tabakları

Umeda

Umeda semti, Osaka’nın ulaşımın kalbi denilebilir. Merkezi tren istasyonu Umeda’da yer alıyor, dolayısıyla kritik tüm metro hatları ve diğer şehirlere giden tren hatları burada kesişiyor. Osaka’dayken hem Universal Studios’a, hem Kyoto’ya hem de havaalanına kolayca ulaşmayı istediğimizden otelimiz de bu semtte olsun istedik. Konakladığımız Ibis Osaka Umeda Hotel‘den konum olarak oldukça memnun kaldık. Ibis tüm dünyaya yayılmış bir otel zinciri ama bulunduğu ülkenin gerekliliklerini de sonuna kadar yerine getiriyor. Japonların olmazsa olmazı ısıtmalı tuvalet teknolojisi Ibis’te de mevcuttu 🙂 Bunu bir kenara bırakırsak otelin en büyük avantajı metro hattına direk bağlantısı olmasıydı.

Umeda’ya bir parantez de alışveriş düşkünleri için açmak gerek. Yukarıda da belirtmiştim, Umeda öyle bir yer ki alışveriş merkezleri, mağazalar yerin altına kadar yayılmış. Burada üç büyük alışveriş merkezi var: Hankyu, Hanshin ve Daimaru. Meraklısıysanız saatlerinizi alacak kadar seçenek var, kuşkunuz olmasın.

Universal Studios

Osaka’daki Universal Studios ABD’nin dışındaki ilk “Universal Studios” olma özelliğine sahip ve 2001 yılında kurulmuş. Şehrin biraz dışında olsa da trenle çok kolay ulaşılabilen bir noktada. ABD Orlando’daki parkın çok benzeri olan bu parkta Harry Potter’ın Sihirli Dünyası, Minion Park, Super Nintendo World ve Jurassic Park en öne çıkan kısımlar.

Universial Studios Osaka – Harry Potter’ın Sihirli Dünyası

Öncelikle şunu söylemek lazım ki bu park çok kalabalık. Uzun süreler boyunca beklemeye hazır olun. Açılış zamanından da önce gidip erkenden sıraya girmekte fayda var. Nintendo World’a girip çıktıktan sonra bir daha girilemiyor bu yüzden açılır açılmaz Nintendo kısmına gitmeniz önerilir. Zaten bunun için de bu alan için rezervasyon yaptırmanız gerekiyor, aman atlamayın. Bilet seçeniğizi de “Area Timed Entry Ticket – Standby Entry Ticket” olarak alın. Nintendo kısmında ilk Mario Kart Koopa’s Challenge’a girin ve bizce Yoshi’s Adventure’a gitmeyin, hiç gerek yok, tam bir hayal kırıklığıydı…

Super Nintendo World


Harry Potter’ın Sihirli Dünyası kısmı kesinlikle iyi bir deneyim yaşatıyor. Forbidden Journey, Hogwarts Kalesi’nin içinde yer alan, büyüleyici bir 4K3D simülatör. Bunun dışında Jurassic Park Ride oldukça eğlenceli. Hollywood klasiklerinden “Jaws”a ayrılan kısım da deneyimlemeye değer.

Universal Studios’da Gün Batımı

Osaka’ya gelmişken göremediğimiz içimizde kalan tek bir yer oldu, o da Osaka Kalesi. Şehirde ziyarete değer belli başlı tarihi tapınaklar da var ancak bunlardan daha fazlasını Kyoto’da göreceğimizi düşünerek onları es geçmeye gönlümüz razı oldu. Bir tek Osaka Kalesi’ne zaman ayıramadığımıza üzüldük. Gezi planınızı yaparken kaleye zaman ayırmayı düşünebilirsiniz.

Kyoto

Japonya’daki son günümüz için Kyoto’dayız. Umeda’dan trenine göre 30 ile 45 dakika süren bir yolculukla Kyoto’ya rahatlıkla ulaşılıyor. Japonya’nın tarihi başkenti, tapınaklar şehri Kyoto için 1 gün yeterli bir süre değil elbette, ancak 1 gün bile bu eşsiz şehri anlayıp hazmetmek için iyi bir süre.

“Başkentlerin başkenti” manasına gelen Kyoto, 794-1868 yılları arası Japonya’ya başkentlik yapmış. Daha sonra bu ünvanı Edo’ya yani Tokyo’ya devretmiş. Bu özelliği ile “bin yıllık başkent” olarak da anılan Kyoto, 2000’e yakın Budist ve Şinto tapınağı barındırıyor. 19.yüzyılın sonlarında Meiji restorasyon döneminde şintoizmin devletin resmi dini olması doktrini doğrultusunda budist tapınaklar baskı görüp tahrip edilse de tapınakların çok büyük bir bölümü günümüze kadar ulaşmayı başarmışlar. Sonuç olarak hareket değil huzur, dinginlik arıyorsanız Kyoto sizin şehriniz…

Teramachi – Nishiki Market

Kyoto’da merkezi tren istasyonuna çok yakın konumdaki Teramachi gezmeye başlamak için ideal. Şehrin tarihi çarşıları Teramachi ve Nikishi Market, birbirine paralel uzanan iki sokaktan oluşuyor. Günün her saati belirli bir kalabalığa ev sahipliği yapan bu sokaklarda gezinmek çok keyifli. Teramachi’nin rengarenk tavanı çarşıya ayrı bir hava katıyor.

Teramachi ve rengarenk tavanı

Teramachi’de Japonya’ya özgü çok farklı ürünleri bulmanız mümkün. Devasa karideslerden hayatınızda ilk kez göreceğiniz deniz ürünlerine, egzotik meyvelerden samuray kılıçlarına her dükkan ilginizi çekecek özgünlükler barındırıyor. Biz devasa çileklerle yapılmış farklı tatlıların bulunduğu küçük bir dükkan olan Nimbisy’i es geçemedik…

Teramachi’de bir diğer mekan önerimiz de Sushi Sho. Suşinin binbir farklı çeşidini tadabileceğiniz Sushi Sho, suşiseverlerin uğramadan geçmemesi gereken bir mekan. Tabi buraya öğleden sonra veya akşam uğramak daha makbul. Gezi planınızı yaparken bu doğrultuda yapmakta fayda var. Biz günübirlik Kyoto planımızda kapanışı burada yaptık.

Sushi Sho

Shijo Köprüsü

Shijo Caddesi Kyoto’nun en önemli caddelerinden bir tanesi, şehrin ticari merkezi. Batıdan doğuya uzanan bu cadde Kamo Nehri’ni de kesiyor. İsmini caddeden alan Shijo Köprüsü, modern şehirden tarihi tapınaklar bölgesine geçişi de müjdeliyor gibi. Kemo’nun batı yakasında da tarihi birçok tapınak var ama çoğunluk doğu yakasında. Shijo’nun doğu ucu da şehrin en önemli tapınaklarından Yasaka’da sonlanıyor.

Shijo Köprüsü’nden Kamo Nehri

Yasaka Mabedi – Maruyama Park

Shijo Caddesi’nin doğu ucunun bitiminde tapınaklar kenti Kyoto’nun en eski mabetlerinden biri yer alıyor. Yasaka Mabedi‘nin geçmişi 656 yılına kadar uzanıyor. Bir şinto tapınağı olan Yasaka’da ana tapınağın yanı sıra, ana salon, sahne ve kapılardan oluşan yapılar görülecekler arasında. Mabedin ve kapıların kırmızı rengi göz alıyor. Yasaka’ya girerken dilek tutmak için yazılı bir kağıt veya tahta alabiliyorsunuz ancak yazılar sadece Japon dilinde olabiliyor.

Yasaka Mabedi

Yasaka’nın hemen arkasında Kyoto’nun özellikle kiraz çiçeği mevsiminde yani Nisan ayında çok kalabalık olan Maruyama Parkı bulunuyor. Maruyama, kiraz mevsimi dışında yılbaşı kutlamalarında da bir cazibe merkeziymiş. Yeşilin elli tonunu barındıran parkta harika manzaralar mevcut. Parktaki ünlü sarkık dallı kiraz ağacı, bu parka gece gelmeyi de cazip kılıyor.

Maruyama Park

Gion

Maruyama ve Yasaka Mabedi, kentin Gion Mahallesi’nde yer alıyor. Bu mahalle Kyoto’nun en bilinen mahallelerinden biri. Gion aslında tapınak bölgesini ziyarete gelen gezginlerin ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bir eğlence merkezine dönüşmüş. Sadece Kyoto’nun değil Japonya’nın da en bilinen ve seçkin “geyşa” bölgelerinden biri haline gelmiş. “Geyşa” kavramı genel olarak yanlış biliniyor, aslında sanatçı anlamına geliyor. “Geiko” ise sanatçı kadın manasında.

Gion Corner

Mahallede yer alan Gion Corner, modern geyşa ve geikoların sanatlarını icra ettiği tabiri caize bir sanat tapınağı. Programı tutturabilirseniz canlı bir performansı izlemeniz mümkün olabilir. Geyşaların özel kıyafetleri ve özgün makyajları eşliğinde icra ettikleri bu yerel gösteriyi başka yerde izleme fırsatı bulamayabilirsiniz. Gion’da deneyimlenebilecek bir diğer ritüel de Japonlara özgü “çay ikram etme ve içme” töreni. Japonlar basit gibi görünen bir çok konuda olduğu gibi bu konuya da bir hayat felsefesi ve farklı bir anlam getirmişler. Doğu felsefesi gerçekten bir başka, saygı duymaktan başka söylenecek söz yok…

Gion’da, hiç şaşırmayacağanız üzere çok sayıda tapınak da var. Gion Corner’a hemen 50 metre mesafede bulunan Yasui Kompiragū Tapınağı da bunlardan biri. Kötülükleri savuşturduğuna inanılan küçük bir taş ev bulunan bu tapınak, diğer büyük tapınakların yanında sade ve küçük kalsa da epey ziyaretçi çekiyor. Büyük ihtimalle kötülüklerden arındıran taş evin yanı sıra belirli bir üne sahip dilek tutma ritüelinin de bunda payı var 🙂

Kenninji Tapınağı

Gion’da yer alan bir diğer büyük tapınak Kenninji Tapınağı, Yasaka ile beraber en çok rağbet gören tapınağın Kenninji’nin olduğu söylenebilir.. Kuruluşu 13.yüzyıla kadar uzanan bu zen tapınağı, kentteki 5 büyük zen tapınağından biri. Kenninji’nin, Çin’in Zheijang bölgesinde bulunan tapınaklardan esinlenerek kurulduğu düşünülüyor.

Kenninji Tapınağı

Tapınağın tavanında yer alan devasa”İkiz Ejderhalar” resmi tapınağın 800.yılını kutlamak için yapılmış önemli bir sanat eseri. Tapınağın bahçesinde kaya havuzlar, her zamanki gibi muntazam düzenlenmiş bahçeler ve ahşap mimarinin çok güzel örneklerine sahip yapılar görülmeye değer.

Tapınağın bahçesinde

Tapınakların ruhani ve otantik havasından ayrılıp bir mola vermek isterseniz, modern Kyoto’dan bir mekan önerisiyle devam edelim. Kamo Nehri’nin diğer yakasındaki Mar Cafe, Kyoto’yu yukarıdan seyredebileceğiniz çok şirin bir mekan. Acıktıysanız yemek yiyebilir, bir şeyler içebilir ve de turistik sayılmayacak bu mekanda kentlilerin arasına karışabilirsiniz.

Mar Cafe

Söylemek lazım Mar Cafe terasta olduğu için bulunduğu apartmanın konumuna geldiğinizde tanıtıcı bir tabela bulmakta zorlanabilirsiniz. Apartmanın iç tarafındaki asansörü bulduğunuzda kafeyi de bulacaksınız 🙂 Bir not da ulaşım için olsun; tapınakların birçoğu birbirine yürüme mesafesinde ancak her yere de yürüyerek gitmek çok mümkün değil. Über kullanmakta fayda var.

Mar Cafe’nin terasından Kyoto

Kiyomizu-dera

Sırada kentin en önemli tapınaklarından biri, belki de birincisi olan Kiyomizu-dera var. Japonya’nın en eski Budist tapınaklarından biri olan Kiyomizu-dera 798 yılında inşa edilmiş. 1994’ten bu yana UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki tapınak Japon teknikleri ile inşa edilmiş birbirinden güzel ahşap yapılar ve içinde bulunduğu orman manzarasıyla hayranlık uyandıran bir güzelliğe sahip.

Kiyomizu-dera’nın girişi

Tapınağa çıkan 2 paralel sokak, Matsubara ve Chawanzaka sağlı sollu dükkanlarla dolu ve yürümekte zorlanacağanız kadar kalabalık. Yokuşu çıkıp Kiyomizu-dera’nın başlangıç basamaklarına geldiğinizde göreceklerinizden etkileneceğinize hiç şüpheniz olmasın.

Tapınağa çıkan basamaklar

“Saf Su Manastırı” anlamına gelen ismiyle Kiyomizu-dera’ya Niomon Kapısı‘ndan geçilerek giriliyor. Basamakları çıkarken tapınaktaki binaların mimarisini ve merdivenlerdeki heykellerin taş işçiliğini uzun uzadıya incelemeyi ihmal etmemek gerek. Göz alıcı kırmızı renkteki tüm yapılar, özellikle de çok katlı pagodalar her yerde tanık olunamayacak güzellikteler…

Kiyomizu-dera’nın enfes yapılarından biri

Otawa Dağı’nın eteklerine kurulmuş Kiyomizu-dera’nın hiç kuşkusuz en can alıcı yapısı “Ana Salon“. Büyük merhamet ve şefkat tanrısı Kannon’a adanmış tapınağın ana salonunda birçok heykel bulunuyor. Bunlardan tabii ki en önemlisi tanrı Kannon’a ait olan. 11 yüzü ve 42 kolu bulunan Kannon’un bu özellikleriyle büyük bir şefkati barındırdığına inanılıyor.

Kiyomizu-dera’da Ana Salon

Ana salonun verandası tapınağa ziyarette bulunan çok sayıda hacıyı ağırlamak için geniş tutulmuş. Buradan hem tapınağın hem de Kyoto’nun eşsiz manzarası doyasıya seyredilebiliyor. Burası aynı zamanda hiç çivi kullanılmadan inşa edilmesiyle de dikkat çekiyor. Bir Japon mimari harikası olan Kiyomizu-dera, Dünyanın Yenİ Yedi Harikası’na aday gösterilen 21 yapıdan biriymiş. Ancak finale kalsa da ilk 7’ye seçilememiş.

Tapınakta su içme ritüeli

Ana Salonun hemen altında bulunan Otowa Şelalesi’nde, üç farklı koldan kutsal olduğuna inanılan sudan içmek günümüzde de çok talep gören bir gelenek. Üç farklı kol başarı, aşk ve uzun ömrü simgeliyor ve bu sudan içmenin şans getirdiğine inanılıyor. Bunun için sıraya giren ziyaretçiler uzun saplı maşrapalarla sudan içmek için bekliyorlar; ancak burada da Japonlara özgü bakış açısı devreye giriyor: Üç koldan sadece birini tercih etmek gerek, açgözlülüğün lüzumu yok 🙂 Görebildiğimiz kadarıyla insanlar aynı maşrapadan suyu içiyorlar, bu da Japon titizliğine, hele de pandemi sonrası, pek yakışmamış gibi. Dolasıyla izlemekle yetinmek daha mantıklı gibi…

Ormanın içinde yükselen pagoda

Kiyomizu-dera gerçekten büyük bir araziye yayılmış durumda. Yemyeşil bir ormanın içinde farklı noktalarda birçok yapı var. Başınızı çevirdiğinizde ağaçların arasından yükselen bir pagoda görebiliyorsunuz. Tüm bunları “hakkıyla gezeceğim” derseniz buraya bir yarım gününüzü ayırabilirsiniz.

Nanzen-ji & Eikando & Filozofun Yolu (Philosopher’s Path)

Bunca tapınak sonrası halen bıkmadıysanız (ki bıkmayın dedik ya Kyoto tapınaklar şehri :)) sırada kentteki en önemli tapınaklardan bir diğeri olan Nanzen-ji var. Nehrin yine doğusunda yer alan bu tapınak şehrin kuzeyinde yer alıyor.

Nanzen-ji

Bir Zen budist tapınağı olan Nanzen-ji, 1264 yılında imparatora ait sarayın yerine kurulmuş. Tapınağın muhteşem bir bir ahşap işçiliğe kapısı Sanmon‘un terasına çıkılabiliyor. Aslen 1369’da yapılan kapı yıkılsa da 1628’de yeniden inşa edilmiş. Terastan bakınca tapınağın tüm arazisi ayaklarınızın altında. Her yönde ayrı bir manzara, ayrı bir güzellik. Doya doya seyretmeli…

Nanzen-ji Sanmon Kapısı’nın terası ve manzarası

Nanzen-ji’nin önemlı kısımlarından biri olan Hojo (başrahip odası), bahçeleri ve içindeki sanat eserleriyle dikkat çekici. Japonya’nın en önemli kaya bahçelerinden biri olarak görülen Hojo’nun bahçesi 1600’lerde Kobori Enshu tarafından inşa edilmiş. Hojo’nun içinde de ulusal kültür hazinesi olarak görülen eserler bulunuyor.

Bahçeleriyle öne çıkan Nanzen-ji’yi sonbaharda ziyaret etmek ayrı bir deneyim. Çünkü güz mevsiminde Nanzen-ji sarı ve kızıl renkli bir rüyaya dönüşüyor…

Nanzen-ji Tapınağı

Nanzen-ji’nin yakınlarında birçok ünlü tapınak daha bulunuyor. Bunlardan en yakındaki Eikandō Tapınağı, yine bin yıldan uzun bir geçmişe sahip. Eikando, Nanzen-ji gibi özellikle sonbaharda nefes kesici bir güzelliğe bürünen bahçesi ve içindeki sanat eserleriyle öne çıkıyor. Tapınağın içindeki eserlerden düz ileriye doğru değil de omzunun üzerinden bakan “Amida Buda” heykeli ayrı bir üne sahip.

Eikandō Tapınağı

Eikando’dan hemen kuzeyinde yer alan Filozofun Yolu (Philosopher’s Path) Kyoto’daki son durağımız. Filozofun Yolu, kiraz ağaçlarıyla çevrili bir kanalın yanından geçen bir yaya yolu. Adını ise Kyoto Üniversitesi’nde profesör ve aynı zamanda birer filozof olan Nishida Kitaro ve Hajime Tanabe’nin burada gerçekleştirdikleri günlük yürüyüş ritüelinden almış. Kiraz ağaçlarının çiçek açtığı mevsimde bambaşka olan bu yol, 1890’dan bu yana Ginkaku-ji ve Nanzen-ji tapınaklarını birbirine bağlıyor. Yol üzerinde bulunan tapınaklara ve çevresindeki güzelliklere takılmazsanız yürüyüşü yarım saatte tamamlayabiliyorsunuz.

Filozofun Yolu

Kyoto’nun insanın içine işleyen ruhani havasını bir gün boyunca içimize çektikten sonra bu kadim şehre veda zamanı. Gördüklerimizin yanında göremediğimiz de birçok yer var elbette. Yukarıdakilerden başka Heian-jingu Tapınağı’nı, Ginkaku-ji’yi, Nijo Kalesi’ni, Kinkaku-ji’yi, To-ji Tapınağı‘nı belki de en önemlisi Fushimi Inari Taisha Tapınağı‘nı göremeden ardımızda bırakıyoruz. Kyoto’ya birkaç gün ayırdıysanız buralara da mutlaka zaman ayırın derim. Kim bilir belki biz de bir kiraz çiçeği mevsiminde veya bir sonbaharda kendimizi yeniden Kyoto’da buluruz, amin…

Gezi Tarihi: Ağustos 2025

Kitap Önerisi: Kelebek Düşleri – Başo & Kiraz Çiçekleri – Yasunari Kawabata

You may also like...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir