Dünya Harikası: Iguazu
Güney Amerika’ya geldiyseniz mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerleden biri kesinlikle Iguazu. Adını daha önce duymadıysanız merak etmeyin, Güney Amerika’yı araştırmaya başladığınız andan itibaren bu ismi duymaya başlayacaksınız ve burayı ne yapıp edip gezinizin bir parçası haline getirmeye çalışacaksınız 🙂
Genel olarak Iguazu olarak anılan bu bölge coğrafi olarak üç ülkenin sınırlarının kesişimi üzerinde bulunuyor. Aslında burayı üç ülkenin sınırı haline getiren ve bölgeye adını veren de Iguazu Nehri. Iguazu, yerel dillerde “büyük su” anlamına geliyor ve nehrin üzerinde yer alan anlatılmaz güzellikteki Iguazu Şelaleleri, bölgeyi çok önemli bir cazibe merkezi haline getirmiş. Arjantin tarafına Puerto Iguazu, Brezilya tarafına da Foz do Iguaçu şehirleri kurulmuş. Bu şehirleri birbirine yine nehir üzerine kurulmuş küçük bir köprü bağlıyor. Köprü üzerinden geçerken tam ortada demir korkulukların rengi Arjantin bayrak renkleri mavi-beyazdan Brezilya bayrak renkleri sarı-yeşile dönüyor 🙂
Puerto Iguazu da, Foz do Iguaçu da küçük birer havaalanına sahip, dolayısıyla Iguazu’ya her iki ülkeden de rahatlıkla gelinebiliyor. Biz Buenos Aires’ten Puerto Iguazu’ya geldik. Önemli bir tavsiye; her iki ülkede de şelaleleri görmek isteyeceksiniz (ve de görmelisiniz), dolayısıyla kara yoluyla sınırı geçmek gerekiyor. Bu noktada yerel turlarla Iguazu’yu gezmek sınır geçişleri açısından işinizi kolaylaştıracak ve size zaman kazandıracaktır.
Iguazu Nehri iki basamak halinde şelalelerden dökülüp daha sonra Parana Nehri ile birleşiyor. Bu noktada da Paraguay sınırları başlıyor. Parana Nehri kıyısındaki Ciudad del Este, Iguazu şehirlerinin komşusu ve Paraguay’ın önemli şehirlerinden biri. Paraguay tarafına biz geçmedik ancak vaktiniz varsa Parana Nehri üzerine kurulmuş Itaipu Barajı’nı görmeye gidebilirsiniz. Doğal güzelliğiyle insanı büyüleyen bu bölgede bir insan yapımı yeri ziyaret etmeye ne gerek var diyebilirsiniz (ki sonuna kadar da haklısınız :)). Ancak bu barajın bazı özellikleri fikrinizi değiştirebilir. Öncelikle bu hidroelektrik santral dünyanın en çok enerji üreten 2.büyük barajı, dolayısıyla dünya üzerindeki mühendislik harikalarından biri. Diğer özelliği de barajdan üretilen enerjinin iki ülkeye Paraguay ve Brezilya’ya eşit olarak dağıtılıyor olması. Bunun dünya üzerindeki komşu ülkeler arasında önemli bir dostluk örneği olduğunı düşünüyorum. Ki barajın biraz güneyinde yer alan ve iki ülkeyi birbirine bağlayan Dostluk Köprüsü de bu anlamda çok güzel bir simge olmuş…
Şimdi gelelim Iguazu Şelaleleri’ne…
Arjantin Tarafı – Şeytan Boğazı (Garganta del Diablo)
Önce Arjantin tarafındaki şelaleler için Parque Nacional Iguazu (Iguazu Milli Parkı)‘ya geliyoruz. Milli parkın girişinde bir pano ve sembol karşılıyor bizi. Merkezi İsviçre’de bulunan New7Wonders Vakfı tarafından Iguazu Şelaleleri “Dünyanın 7 Doğal Harikası”ndan biri olarak ilan edilmiş durumda. Dünya harikaları için farklı kurumlar tarafından oluşturulan farklı listeler de var, dolayısıyla bu konu biraz tartışmalı. Dünya güzelliklerini bir listeye koyup sıralamak ne kadar doğru bizce de tartışılır, ama şunu biliyoruz ki dünyanın eşsiz güzelliklerinden birini görmenin kıyısındayız ve bu bizi korkunç derecede heyecanlandırıyor…


Arjantin tarafındaki Milli Parkı eşsiz kılan ünlü Şeytan Boğazı (Garganta del Diablo) ve buraya gitmek için yanları açık bir trende yaklaşık 20 dakika süren bir yolculuk yapıyoruz. Ormanın içinde yeşillikler arasında süren bu keyifli yolculuğun sonuna doğru nehri görmeye başlıyoruz.


Trenden indikten sonra Iguazu Nehri üzerine kurulmuş platformlar üzerinde yürüyüşe başlıyoruz. Nehir üzerindeki adacıklar, akan su, bizi çevreleyen ormanların muhteşem manzaralarını seyrederek keyifle yol alıyoruz. Bir yandan bir şeylere doğru yaklaştığımızı hissediyoruz; uzaklarda gökyüzünde bir bulutlanma ve hafif bir uğultu var. Fırtına önceki sessizliği yaşıyoruz sanki…

Şelalelerin yanına geldiğimizde tüylerimiz diken diken oluyor, daha önce platformda yürürken gördüklerimiz (o kadar da güzel olmasına rağmen) fragman bile değilmiş tabiri caizse. Müthiş bir uğultu, suyun ve doğanın muhteşem gücü çevreliyor dört bir yanımızı…

75 metre yükseklikten dökülen su öyle bir yoğunlukta ki aşağısı görünmüyor. Üzerimize dört bir yandan su yağıyor, sanki yağmur altındayız. Zaman zaman üzerimize savrulan sular, şelalelere bakmayı dahi zorlaştırıyor. Şelalelerin altında kuşlar uçuyor, güneş ışınları suyun üzerinde dans ediyor ve renk huzmeleri oluşturuyor…

ABD’nin eski devlet başkanlarından Franklin Roosevelt’in eşi Eleanor Roosevelt Iguazu’yu gördüğünde “Poor – Zavallı Niagara” demiş… Niagara’yı görme fırsatım olmadı ama dünya üzerinde bundan daha etkileyici şelale olamaz diye düşünüyorum. Hatta arttırıyorum; dünya üzerinde bundan etkileyici bir deneyim yok denecek kadar az olmalı…

Bu muhteşem manzara karşısından insan hiç ayrılmak istemiyor. Ama her güzel şeyin de bir sonu var. Dönüş yolunda platform üzerinde çeşit çeşit kelebekler yanımızda uçuşuyor. Farklı desenler, rengarenk kanatlarıyla yakınımızda uçuşup üzerimize konuyorlar.


Bölgenin ormanları birçok hayvana da ev sahipliği yapıyor haliyle. Rakungillerden bölgeye özgü bir hayvan olan koatiler her yerde. Bu meraklı hayvanlar platformlardan ağaçlara geçiyor, insanlara yanaşıyor, özellikle de eğer yiyecek kokusu alırsa yanınızdan ayrılmıyor. Çok sakin ve şirin görünse de bu hayvanlara çok yaklaşıp sevmeye çalışmamakta fayda var, saldırganlışırlarsa ciddi yaralanmalara sebep olabiliyorlarmış. Parkın içinde de birçok görselde buna yönelik uyarılar bulunuyor.

Brezilya Tarafı
Arjantin’deki parktan ayrılınca sınırı geçip Arjantin’den Brezilya’ya giriş yapıyoruz. Şimdi Parque Nacional do Iguaçu (Iguazu Milli Parkı)‘yu gezme vakti. Fark ettiyseniz her iki ülkedeki parkın adı da “Iguazu Milli Parkı”. Aslında bu şelaleler ve park uzun süre Brezilya ve Arjantin arasında tam olarak paylaşılamamış. Anlaşmazlıklar sonunda giderilerek her iki ülkeyi de tatmin edecek bir çözüm ve paylaşım bulunmuş. Günümüzde en etkileyici kısımlardan biri olan Şeytan Boğazı Arjantin’de kalırken, yaklaşık 270 şelaleden oluşan alt kısım Brezilya’da kalmış. Açıkçası her iki tarafın da çok güzel yanları var, hakça bir paylaşım olduğu söylenebilir.

Brezilya tarafındaki milli parkta, şelalere ulaşmak için bir miktar yol gitmek gerekiyor. Sonrasında ise şelalelerin tepeden eşsiz manzarası direk olarak karşımıza çıkıyor. Yemyeşil ormanların arasından akan çılgın sular ve eşi benzeri olmayan bir görüntü karşımızda. Hiç bu kadar şelaleyi bir arada görmemiştik. Başka bir yerde görülebilecek bir manzara değil ki bu zaten…


Ormanın içinde nehrin üst kısmında kıvrıla kıvrıla ilerleyen patika yoldan unutulmaz manzaralar eşliğinde yürümeye başlıyoruz. Belirli noktalara yapılan ceplerde şelalelerin en güzel görüntülerini görebiliyorsunuz. Bir fotoğraf çekiyorsunuz içinize sinmiyor bir tane daha çekiyorsunuz. Böyle mükemmel bir yerde haliyle mükemmeli arıyor insan 🙂


Yavaş yavaş şelalelere doğru yaklaşırken aşağıda şelalelerin ortasındaki platformu görüyoruz. Bir an önce orada suların ortasında olmalıyız diye düşünmeden edemiyoruz. Şeytan Boğazı’ndan tecrübeliyiz, sırıl sıklam olacağız farkındayız ama umrumuzda değil, bu kesinlikle yaşanılması gereken bir deneyim…


Artık en aşağıdayız, platforma doğru ilerliyoruz. Gürül gürül akan sular, müthiş bir uğultu yanı başımızda. Doğanın ve akıp giden suların gücünü yine hücrelerimize kadar hissediyoruz.


Platformun ortasındayken nereye bakacağını şaşırıyor insan. Nereye dönsek akıl almaz bir görüntü, her yer gökkuşağı, sıçrayan suların ortasında duş alırken ruhumuzun sonuna kadar doyduğunu hissediyoruz. Öyle ki; burası cennetten bir köşe değilse nedir diye düşünmeden edemiyoruz…
Şelalelerin alt kısmında yukarıya çıkmak için bir asansör bulunuyor ki bu kısım aynı zamanda şelalelere en yakın olabildiğiniz kısımlardan biri. Burada akan suların gücünü izlemek ayrı bir keyif. Sonrasında asansörle yukarıya çıkıyoruz, bu kısa yolculukta şeffaf camlardan yine şelaleleri izlemek mümkün oluyor.

Şelalere doyup arkamızda bırakıp gitmek mümkün değil. Ama şimdi farklı bir macera bizi bekliyor. Sürat botuyla nehir üzerinde ilerleyip şelalelerin altına doğru gireceğimiz adrenalin dolu bir aktivite bizi bekliyor: Macaco Safari.

Bu safari için, önce şelalerden parkın kapısına doğru geri dönüyor ve safarinin başlangıç noktası olan istasyona geliyoruz. Burada üstünüzü değiştirebileceğiniz, ıslanmasını istemeyeceğiniz eşyaları bırakabileceğiniz kabinlerle dolaplar mevcut. Gerek şelalelerde gerek safaride çok ıslanıyorsunuz. Buna göre yedek kıyafetlerle gelmek yerinde olacaktır. Sonrasında çekicilerle ve jiplerle nehir kıyısına, safariyi yapacağımız botların olduğu alana iniyoruz. Bu kısımda da yukarıdakine benzer şekilde soyunma odaları ve dolaplar mevcut, yukarıdakilerdense bu kısımdakileri kullanmak ıslak kalma süresini azaltmak adına daha mantıklı olacaktır.


Sıramızı beklerken bizden önce bu deneyimi yaşayanların yüzüne baktığımızda başımıza neler gelecek acaba diye içimizde bir endişe duygusu belirmiyor değil:) Safari başladığında nehrin azgın suları üzerinde ilerlerken bile müthiş heyecanlanıyor insan. Sonra şelalelere yakın bir yerde durup suyun ortasında, doğanın koynunda bir kez daha Iguazu Şelaleri’nin keyfine bırakıyoruz kendimizi. Ki bu aynı zamanda son fotoğraf kareleri için küçük bir mola; sanki bir idam mahkumunun son isteğini yerine getiriyorlar 🙂
Sonrası mı? Sonrası akan soğuk sular, çığlıklar, acaba bot devrilecek mi diye düşündürten anlar arasında adrenalinle dopdolu bir macera. Anlatılmaz ancak yaşanır diyorum…

Yaklaşık 45 dakika süren bu eşsiz safari deneyimi sonrası Iguazu’dan büyülenmiş olarak unutulmaz hatıralarla ayrılıyoruz. Soz söz olarak; Iguazu’ya gelmişken hem Arjantin tarafını hem Brezilya tarafını mutlaka görmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Şeytan Boğazı kara delik gibi gürül gürül suları kendine çeken inanılmaz atmosferi, Brezilya tarafı ise şelaleleri hem yukarıdan hem aşağıdan tüm boyutlarıyla görebileceğiniz imkanları ile farklı ve muazzam deneyimler yaşatıyor…
Gezi Tarihi: Ağustos 2023



























































































Son yorumlar