Doğu Ekspresi
Kars Gezisi yazısında da bahsettiğim üzere Kars’tan Ankara’ya dönüşü Doğu Ekspresi ile olacak şekilde plan yaptık. Kars’a gitmişken bu deneyimi de yaşamak istiyorduk. Ama bilet bulmanın da hiç kolay olmadığını biliyorduk, hele de kuşetli vagon için. Bilet alımı 1 ay öncesinden mümkün olduğundan beklemeye başladık ve zamanı geldiğinde TCDD’nin online portalında gördük ki kuşetli vagonlar tamamen dolu… Varsın kuşetli olmasın, bu deneyimi yaşayalım dedik ve biletlerimizi aldık. Ama düzenli aralıklarla siteyi ziyaret edip bilet durumunu sürekli kontrol ettik ve o kutlu gün geldi çattı 🙂 Hiç umudumuzun olmadığı bir gün bir de baktık ki kuşetli vagonda yer var. Aman yine tükenir mi diye stres ola ola hızlıca biletlerimizi aldık 🙂 (Bilet fiyatlarını da günümüz şartlarında sabit kalmayacağını bilerek, sadece tarihe not etmek için veriyorum; Nisan 2022 itibarıyla kuşetli vagon kişi başı 217TL, pulman ücreti ise kişi başı 95 TL.)
Bu arada belirtmek gerek; Doğu Ekspresi 2 farklı şekilde faaliyet gösteriyor. Biri “Turistik Doğu Ekspresi” olarak geçiyor ki bu ana duraklar 2-2.5 saatlik duruşlarla o şehirleri kısa süreli de olsa gezmenize imkan sağlıyor. Ama karşılığında biletler de kıyasla çok daha pahalı. Diğeri de normal tren rotası diyebiliriz, biz biletimizi normal rota için aldık.
Yolculuğa gelecek olursak; Kars Garı’ndan başlayacak tren yolculuğu toplam 6 şehir merkezinden (Kars-Erzurum-Erzincan-Sivas-Kayseri-Ankara), sayısız duraktan (durakların tam listesi) geçiyor ve Ankara Tren Garı’nda sona eriyor. Sabah saat 8:00’de yola çıkan tren, bundan tam 26 saat sonra ertesi sabah saat 10:00’da son durakta oluyor.


Kars Garı’na ulaşınca hemen peronda bizi bekleyen trene geçip kompartımanımıza yerleşiyoruz. 4 kişilik kompartıman gayet geniş ve rahat. Oturulan koltuklar gece yatağa dönüşüyor, her iki tarafta üst katta duvara asılı iki yatak daha var. Onlar da açılıp yatağa dönüşünce kompartımanda yatış pozisyonu alınmış olunuyor 🙂 Tabii yolculuk boyunca bu vaziyette gitmek de mümkün…

Kars’tan ayrılan tren şehrin bahar gelmiş yemyeşil ovalarından geçerek ilerliyor. Yanımızda her daim gürül gürül akan dereler yoldaşımız oluyor, bir de yol boyu istasyonlarda, ovalarda bizi el selamlayan yurdumun o güzel insanları…

Bu coğrafayada tren yolculuğunu kışın yapmak elbette bir başka olmalı. Bembeyaz bir kar örtüsünün oluşturacağı manzaları hayal edince bile heyecanlanıyor insan. Ama her durumun avantajları dezavantajları var. Bu mevsimde de yeşilin tonlarına doyuruyor coğrafya bizi. Sarıkamış’a bu konuda ayrı bir parantez açmak lazım, henüz karı tam kalkmamış ormanlarının içinden geçerken mest oluyoruz…


Akan suları bir sağımıza, bir solumuza alıp sayısız köprünün üzerinden kıvrılarak ilerliyoruz. Kırmızı güzel lokomotif vagonları çekerken bir yandan da Doğu Anadolu’nın güzel ama bir o kadar da sarp topraklarından geçiyoruz. Her şeyi bir yana bırakıp bu manzaraları doyasıya seyretmek ne büyük keyif…



Yüksek vadilerden kıvrılarak Erzurum Ovası’na doğru iniş yolculuğun en keyifli kısımlarından biri. Baharın yeşerttiği verimli geniş topraklar, dört bir yandan karlı dağlarla çevreleniyor. Bir yanda Palandöken, bir yanda Dumlu, diğer yanda Kargapazararı Dağları…


Doğu Ekspresi rotası üzerinde şahit olunan en güzel şeylerden biri de Fırat Nehri’nin doğuşu… Erzincan’ın Tercan ilçesine bağlı Akyurt beldesi yakınlarında yanımızda akıp giden Tuzla Çayı ile Karasu Çayı birleşiyor ve Mezopotamya’ya hayat veren Fırat Nehri burada doğuyor.


Fırat’la kardeş kardeş ilerlerken akşam saatleri yaklaşıyor. Trende yemekli vagon var, ama sandviç, hazır çorba ve bisküvi dışında yiyecek pek bir şey yok. Ki onlar da öğlen saatlerinde tüketilmiş. Tren personeli dahil herkes yemek için Erzincan’daki restoranlara sipariş veriyor. Biz de Kebabistan‘ı araştırıp buluyor ve buradan yemek siparişi veriyoruz. Erzincan esnafı duruma alışmış, trene verilen yemek siparişini hiç yadırgamadan alıyorlar 🙂 Siparişi alıyorlar ama asıl zorluk bundan sonra başlıyor. Yemeğin senkronize bir şekilde hazırlanıp teslim edilmesi için düzenli olarak restoranla iletişimde olmak gerekiyor çünkü tren planlanan saatte Erzincan’da olamıyor. Neyse ki bu zorluğu da aşıyor ve Erzincan Garı’nda siparişimizi sorunsuz olarak teslim alıyoruz. Trendeki diğer birçok yolcu gibi…


Bize göre yolculuğun en etkileyici ve keyifli manzaları Erzincan sınırları içinde yer alıyor. Çok yüksek bir bölgede, Keşiş Dağı, Akbaba Tepesi gibi yüksek dağların arasında güzelce bir ovada ilerlemeye devam ediyoruz. Kanyonların arasından akan Fırat’ın sularının kıyısından Kemah’ı ve İliç’i geride bırakıyoruz. Ki buralarda zaman dursun istiyoruz, manzaraya biraz daha bakabilmek için. Ama işte tren yolculuğu da böyle bir şey, görüntü çok kısa bir süreliğine sabit kalıyor. Yanı başımızdaki Fırat gibi manzaralar da akıp gidiyor…

Tren gece boyunca Sivas’ı ve sabahın erken saatlerinde de Kayseri’yi geçiyor. Artık İç Anadolu bozkırlarının arasında yer alıyoruz. Kırıkkale’ye yaklaşınca ülkemizin en büyük nehri Kızılırmak karşılıyor bizi bu defa. Bir süre de Kızılırmak’la kol kola yol alıyor sonra farklı yönlere doğru ayrılıyoruz.


Artık Ankara’dayız. Yavaş yavaş bana her zaman Ata’mızı hatırlatan Ankara Tren Garı’na ulaşıyoruz. Vardığımızda saat 14:28, 26 saat sürmesi planlanan yolculuk 30 saatten fazla sürüyor. Hep bu kadar rötarlı mı varıyor, yoksa bize mi denk geldi bilemiyorum ama sonlara doğru sabrımızın zorlanmaya başladığını itiraf ediyorum 🙂

Yemek vagonunda yemek bulunmayışı (!), içeceklerin yetersizliği, toplamda 5 saate yaklaşan rötar süresi gibi bundan 20-25 yıl öncesindeki tren yolculuklarını düşününce hayal kırıklığı yaratan konulara rağmen, Doğu Ekspresi rotası gerçekten çok keyifli ve bu yolculuk yaşanılması gereken bir deneyim…
Gezi Tarihi: Mayıs 2022
Kitap Önerisi: Doğu Ekspresinde Cinayet – Agatha Christie
Son yorumlar